Evet, "2010 Dileklerim" başlıklı yazımı okuyanlar bilirler. Bu sene ilk hayalim, kitabımı Murat Bardakçıya imzalatmaktı. Vee dün itibariyle bir hayal olmaktan çıktı. Dakika iki dedim çünki, ikinci aydayız ve ilk hayalim gerçekleşti. Nasıl mı?KİTAP SERÜVENİM
Ocak ayının başlarıydı. Evimin yakınlarındaki bir kitapcıyla anlaştım. Kitabın piyasa fiyatı 44 tl. Sana ise alış fiyatıydı, indirimdi felan 28 tl'ye veririm dedi. Birkaç gün sonra Vefada eski kitaplar satan bir yere gittim. Bir kaç kitap aldım. Gelmişken Beyazıta da uğrayayım dedim. Ben kendimi masum bir beyazıt gezintisine çıkmış gibi hissederken, bilinç altım "asıl maksadın Bardakçıların çarşıdaki sahaf dükkanına uğramak" diyordu. Galiba haklıydı. Birkaç saat sonra kendimi ünlü sahaf İbrahim Manavın dükkanında buldum. Bardakçının eşini daha evvel gördüğümden hemen tanıdım. Bir müşteriyi geçirdi. Bana da nasıl yardım edebileceğini sordu. Şah Babayı istedim. Çıkarttı. Fiyatını sordum 44 tl ama 40 tl yaparız dedi. Ne yaptıysam bir kuruş aşağı çekmedi. Babamın "Taş yerinde ağır olur" sözünü hatırladım. Bir kaç eski kitap baktım. Bu sırada eşinden de lafz oldu. Neyse elim boş olarak, teşekkür ettim ve çıktım. Ancak canım fena sıkıldı. Karşıdaki dükkana sordum. 44 tl dedi. Yok dedim. Ben başka bir yerde 28 tl'ye buldum. Adam birde dalga geçmez mi? "Aaa ne güzel" diye. O kadar sinirlendim ki, gözüm çarşıyı gezen Bakan Beşir Atalay, İstanbul Valisi Muammer Güler ve nede Emniyet müdürü Hüseyin Çapkını görmek istemedi. Sonra kendime geldim. Dünyanın sonu değil ya. Başka zaman alırsın dedim. Ve hızla makinemi çıkartıp resimlerini çektim. Ama henüz bilgisayara aktarmadım. Aktarınca koyarım. Sonra, benim kitapçıya geldim. Demez mi " Çarşıya çıktım ancak senin kitabı bulamadım" diye. O an dükkanı dağıtmak geldi içimden. Kendimi eve nasıl attım bilmiyorum. Barut gibiydim. İki gün sonra babam aramaz mı "senin kitabı aldım "diye. Hemde 30 tl'ye, öyle rahatladım ki; içimden ılık ılık birşey aktı sanki. Daha kitabıma bakmaya doyamadan, elime aldığım gibi fırladım. Habertürk'de spor yazarı bir arkadaşın evine. "Tabii imzalatırım" dedi. Kitabı verdim. Tam üç haftadır her kapıya, telefona kitabım geldi diye fırlıyorum. Çok şükür dün bizzat gittim aldım. Abi; "Burada olsaydı görüştürürdüm" dedi. Ama geceleri geliyormuş. Kitabı elime aldım ve sordum kendime "Acaba bu heyecana değecek mi?" diye. Ve işte Sayın Murat Bardakçı, nevi şahsına münhasır orjinalliğiyle şu satırları yazmış.
MURAT BARDAKÇI 12.02.2010
"Sular yükselince balıklar;
karıncaları yer...
Sular çekilince de karıncalar;
balıkları yer...
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve,
gücüne güvenmemelidir...
Çünkü...
Kimin kimi yiyeceğine;
Suyun akışı karar verir..."
2 yorum:
Gözün aydın kardeşim. Ağzın kulaklarındadır şimdi. Adam güzel yazmış ama.
Bu yazdığı atasözü pek bi tanıdık geldi.Düşündümde recep ivedik 3 ün galasında şahan'ın cem yılmaz hakkındaki sorulara verdiği cevaptı galiba.
Yorum Gönder