Hayalperest Dünyama Hoşgeldin

Bazen Hayaller, Bazen Gerçeklerdir, Bizi Hayata Bağlayan!

Sevgili Okurlar!!

Bu Sezon Oldukça Yoğun Bu Sebeple Yazılarıma Kısa Bir Ara Vermek Zorundayım Mayısta Tekrar Başlıyacağım

9 Şubat 2010 Salı

Son Aile Tatilim !!


Tatil için Akyazıdayız. O zaman Sakarya üniversitesinde okuyan abimde hafta sonu bize katıldı. İki araba çevreyi dolaşmak için çıktık. Bizim aile ve babamın kuzeni ve ailesi. Babam bilmediği yollara girmeğe bayılır. Hiç bir tabelası olmayan bir dağ yoluna kırdı direksiyonu. Arkadakilerden telefon geldi. Biz dönüyoruz. Sizde dönün, beraber balık yemeğe gidelim. Babamın cevabı hepimizi şok etti, yok biz ailecek bu yolun sonunu merak ediyoruz. Tabii gözler babamdaydı. "İstiyoruz" Hadi yaa. Balık teklifinin ne kadar cazip olduğunu sonra anladım. Neyse ki benim için sorun yoktu. Mp3' üm yanımdaydı. Taktım kulaklıkları ve izlemeğe koyuldum. Her yer Yeşil. Hemde her tonuyla. İki aracın zor geçtiği bir yol. Gerçi bizimkinden başka araç yoktu. Babam heyecanlı. Ailecek izcilik yapıyoruz gibi hissediyor. Ondan başka kimsede çıt yok. Tam huzurla gözlerimi kapıyordum ki, mp3' üm şarjı bitti. Tam bir felaket. Allah kahretsin. Hem benim hem de arabadakiler için sıkıntılı saatler başlıyordu. Sesli Ufflamalar puflamalar netice vermiyordu. İki saatdir gidiyorduk ama yol bitmek bilmiyor. Babam hala yolun nereye çıkacağını tahmin etmeye çalışıyor. Abimin sigara krizi gelmiş, gazı kökledikce köklüyor. Annem sakin görünmeye çalışıyor. Ortamın havasını değiştirmek ve de babamdan intikam almak için bir itirafta bulundum. Babaaa. Efendim. Hani bundan on sene önce türkiye turuna çıkmıştık yaa. Hanii İzmirde kilometre sayacının kapandığını fark etmiştin ya. Onu ben kapatmıştım. Sonuçta on sene evveldi. Beraberce güldük. Gerçekten herkes bir an kendine gelmiş ve mutlu izciyi oynamaya karar vermişti sanki. Ancak bu izci ailenin karnı açıkmıştı. Yol kenarında bir akar suyun üstüne kurulmuş olan küçük bir büfenin önünde durduk. Mutlu izciyi oynamak, burda yemek yemekten daha kolaydı. Neticede yedik. Abimde sigarasını içmiş rahatlamıştı. Tekrar yola koyulduk. Sonunda dağ yolundan asfalta çıktık. Oda ne? ikiyüz metre boyunca birbirnden lüks restoranlar. İlk tepki babamdan "ucuz yırttım". Ve bir tabela, şöyle yazıyor." İSTANBUL-ANKARA" bizimse Adapazarında olmamız gerekiyordu. Saat akşam 19:00. Artık herkes mutlu izci oynamayı bırakmış, kimseden ses çıkmıyor. Bilhassa babamdan. Eve geldiğimizde saat 24:00' de geliyordu. Ve benim bundan aldığım ders. AİLE ile TATİLE ÇIKMAYA SON.

1 yorum:

pulbibeeer dedi ki...

sevgili lionheart her son bir başlangıcın başıdırr:)))allah kolaylık versiin.